KARARTMA DUYGULARI

 Ayfer Mallı

Gözün odaklandığı tek yer perdedir. Her şey perdenin önünde olup biter. Pişmanlıklar, ayrılıklar, kavuşmaların yaşandığı yerdir sahne. Işığın hâkim olduğu tek yerdir.  Hep bir perde arkası merakımız vardır ama. Tıpkı salondaki karanlık gibidir perde arkası da. Perde önündekileri izler dururuz.  Neden yanında oturanın ağlamasına, katıla katıla gülmesine, tüh yazık oldu derken ki dudaklarını dişleriyle ısırmasına, gözyaşlarının akmaması için kendini zorlama mücadelesine şahit olamazsın? Şahit olamazsın saklar çünkü sen istemesen de karartılmış salon şahitliği. Karartılmış salonda duygular da kararır,  karartılır çünkü. Niçin karartılır sinemalar? Neden sinema yerine kararmış duyguları merak edip dururuz? Gizlilik mi bunun cevabı? Yoksa bir kaçış mı? İzlerken kimse görmemeli mi seni? Yalnız film izleme tutkundan bir parça mı ya da? Belki de hüznünü, korkunu kıskanmak yanındakinden.

 Annenin ağladığını görmek üzer mi seni yoksa sinemada? Ya da güçsüzlüğü mü yakıştıramazsın o kocaman yüreğe? Yoksa görmemiş miydin babanın kahkaha atarken keyiflenen yüzünü? Ya da görmemeli miydin?  Hep bu anı görmeyi isteyen çocuğa haksızlık değil miydi bu? Göz gözü görmezken mi değerli oluyordu ağlamak? Kız arkadaşının ürktüğü sahneler gizli mi tutulmalıydı senden? Ürkeklik yakışmaz mıydı ona? Yılmaz Erdoğan’ın yaptığı esprilerden birini kaçıran arkadaşının çoğunluğa ayak uydurmak için gülerken yüzündeki anlamamış ifadeyi görmek mi mutlu ederdi seni, yoksa alay konusu mu olurdu? Salon karanlıkken her şey daha mı iyi görülüyordu acaba? Elindeki mısırı yanındaki insanlardan saklayarak yemek için miydi bunlar? Gizli gizli senin mısırından mısır aşırabilmek için miydi saçları bukle bukle olan sarışın kızın? Bir köşe de uyuyup kalmak için miydi tüm bu çabalar? Sinemanın en can alıcı yerini kaçırmanın şaşkınlığı mıydı?

Kendinden gizlenmek için mi yoksa? Kendi kahkahalarına, pişmanlıklarına, heyecanlarına, ümitlerine, korkularına, endişelerine mi örtü oluyordu salon? Senden seni mi saklıyordu?Alışkanlığımız mıydı yoksa bu? Elektriği keşfedemediğimiz dönem alışkanlıkları mıydı? Karanlık odanın içinde bir araya gelmiş insanların özlemi miydi? Daha mı sıcak olurdu ortam, ilişkiler göz gözü görmezken? Dudaktan çıkan sese şahit olurken kulak daha mı iyi olurdu?

 Fark edilmek, gizlenmek, hissettirmek ve tüm bunlardan bir kaçıştı belki de karanlık oda, karanlık insan ve karanlık duygular…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s