Tutkulu ve vazgeçilemez bir hastalık: Koleksiyonculuk

Zararsız bir ruh hastalığıdır koleksiyonculuk. Sürekli toplamamak ve biriktirmeye adamaktır kendini.  Önce merak ve ilgi sonra parça toplama… İşte koleksiyonculuğunun tanımı bu kelimelerde saklı. Çeşit çeşit düğün davetiyeleri, kapı kapı dolaşarak toplanan süslü peçeteler, Sonbaharın gelmesiyle birlikte ağaçlardan dökülen yapraklar, nikah şekerleri, sikkeler, mektup zarları, parfüm şişeleri… koleksiyonculuk için çizilmiş birer rotadırlar.  Yaşı, sınırı olmayan bir toplayış, hiç sönmesin istenilen bir ışık, anıların sayfalar arasında taptaze kalmasıdır…

Ayfer MALLI

Zaman yolculuğudur aslında koleksiyonculuk. Ötelerden gelen bir çığlıkla yeniden irkilmektir. Parçalardan bütüne giden bir hayat yolculuğudur. Eksik kalmış bir yapbozun son karesini de tamamlamanın zaferidir…

 Koleksiyonculuk, toplanabilen ya da biriktirilebilen nesnelerin toplanması, biriktirilmesi, saklanması, gerekli ise temizlenmesi ile ilgili bir hobidir. İlgi ve merakla emeklemeye başlanır, parçaları toplamaya başlamakla emeklemeler adımlara dönüşür. Önceleri sadece her gördüğünü alıp biriktirme şeklinde gelişen koleksiyonculuk belli bir miktara ulaşınca, daha zengin koleksiyonlara öykünülerek uygun şekilde dizilir ve saklanır.

 Eğlenceli bir iştir çünkü çok renklidirler, çok çeşitlidirler. Bu çeşitlik karşısında insan kendisini zaman ve mekândan soyutlayabilir. Zamanın nasıl geçtiğini bilmez. Pullarda seriyi, paralarda seti, mektup zarflarında moru, ağaç yapraklarında meşeyi tamamlamak için çalışır. Haftalar ya da yıllar sonra tamamlandığında insan kendi kendine sevinir. Zaman zaman ilk başta ulaşılamayacak gibi gelen koleksiyonu başardığına hayret bile eder. Bu başarı da koleksiyonun devamını sağlar.

 Sonu olmayan birikim

 Sabır, süreklilik, bilgi, tecrübe, emek isteyen bir uğraş koleksiyonculuk. Sabır ister çünkü hemen her parçayı alamadığınız durumlar olur ve cebinizdeki paraya göre davranmak zorunda kalırsınız. Bugün paranız azdır alamazsınız, yarın paranız olunca alırsınız. Bazen paranız da olsa almazsınız çünkü değerinden çok fazla fiyat istenmiştir. Bazen de parça nadirdir ve düşündüğünüz değerin biraz üstünde istenmiştir. İşte o zaman bunu almak gerekir çünkü fırsat kaçtıktan sonra o paranın fazlasını da önerseniz, o parça yoktur bulunamaz.  Süreklilik ister çünkü birçok parçayı hiç ummadığınız zaman, yer ve kişilerden bulabilirsiniz. Korumak koleksiyonun oluşmasındaki en önemli aşama beklide. Korumazsak ne elimizde parça kalır ne de bir koleksiyon ortaya çıkar. Koruyucusunun olmadığı bir limana sığınması mümkün değildir.

Sevgi gibidir tıpkı. O da sevgi gibi emek ister. İlgilenmezsen küser. Unutulmaya asla dayanamaz.  Kıskanç ve tahammülsüz bir sevgilidir. Zor bir iş değildir o. Çünkü bu uğraş zor ile değil, zevk alınarak yapılır. Koleksiyonculuğun sonu yoktur. Hiçbir zaman tamamen bitmez.

Bir aile ferdi gibi

 Koleksiyonlar artık ailenin bir ferdi olarak kabul ettirmişlerdir kendilerini hayatımızda. Bizi tamamlayan bir aksesuar, vazgeçemediğimiz bir yemek, kurulan bir düş, susmasını hiç istemediğimiz bir parça oluvermişlerdir hayatımızda.
O kadar çok çeşit koleksiyon vardır ki sahibini tanıtan. Para, jeton, kartpostal,  yağlıboya resim, kitap, müzik kaset, disk, Cd,  dergi, gazete, antika eşya, otomobil, düğün davetiyesi, nikah şekeri… çok sık rastladığımız koleksiyonlardan sadece birkaçı.

Koleksiyonculukla birlikte gelenler

Koleksiyon sahibi insanlarsa dikkat ettiniz mi hiç. Hepsi kendi parçaları olan o incileri nasıl da itina ile korurlar. Sizden pek çok fedakarlık isteyen koleksiyonunuz size bir o kadar da katkıda bulunur; öncelikle size disiplin kazandırır, ilgilendiğiniz konuyla ilgili pek çok bilgi hem de ayrıntılı bilgi edinmenizi sağlar, insanlarla daha kolay iletişim kurmanıza neden olur.  Evet, koleksiyonculuğun insana kazandırdıklarının başında disiplin gelir. Koleksiyoncu olan bir kişi koleksiyonunu düzenleyip, koruma, temizleme, tasnifleme işlemlerini öğrenmiştir. Bu yüzden yaşamındaki diğer işlerde de aynı şeyleri doğal olarak yapar. Bunu yaparken kendisi de farkında olmaz.  Koleksiyoncunun koleksiyonuyla hayatı arasında bir bağ vardır.

Kimi zaman da hiç görmediğimiz, tanımadığımız insanlarla aramızda kurulan bağdır koleksiyonculuk. Bu insanlar ile onların yıllar ya da yüzyıllar önce ellerinde tuttukları paralar, antikalar aracılığıyla aramızda kurulan büyük bir köprüdür. Aslında koleksiyonculuk bir hobi olmaktan öte yerel ve kültürel miraslarımızın özümsenmesini ve bunların korunması konusunda gereken özenin gösterilmesini öğreten bir meslektir.

İlk akla gelen pul

Günümüzde koleksiyon denildiğinde ilk akla gelenlerden biri pul koleksiyonculuğu şüphesiz.  En kolay bulunabilecek ve ucuz koleksiyon materyali puldur. Türk ve yabancı pullar olarak çeşitleri vardır. Anma, özel gün, tematik, resmi, blok pul, damgalı, damgasız gibi ayrıntılı pul koleksiyonculuğu vardır. Her bir birikim kişinin kendini ifadesidir aslında.  Çoğumuzun ucundan kıyısından pul koleksiyonculuğu yapmışlığı vardır.  İlk gençlikte harçlıklardan biriktirilerek toplanan pullar zamanla unutulup gitse de kimileri için pul, gerçek bir uğraş ve koleksiyonerliğe uzanan bir yol olmuştur.

Postayla, mektupla çok fazla uğraşan insanların ister istemez edindikleri bir hobi, zevk. Her gün önünüze açmanız için gelen onlarca mektup geliyorsa ve de bazılarının gerçekten ilginç pulları varsa artık bir koleksiyon yapma vakti gelmiştir. Alıyorsunuz elinize bir ajanda ve sayfa sayfa düzmeye başlıyorsunuz pulları sayfalara. Bunu atmayayım bunu saklayayım derken pul koleksiyonunuz tamam oluyor. Artık işiniz gücünüz pul aramak oluyor. Başka motiflerle karşılaşıyorsunuz, özel motifler ısmarlıyorsunuz. Gittikçe içine giriyorsunuz hobinin ve bir de bakıyorsunuz ki siz de onlardan biri olmuşsunuz.

Tıpkı pul koleksiyonu gibi yaprak koleksiyonculuğu da çok rastlanan bir türdür. Sonbaharın gelmesini sabırsızlıkla bekleyen koleksiyoncular, her bir yaprak tanesinden bir koleksiyon tamamlamanın zevkini doyasıya yaşar. O kocaman ağaç yapraklarını toplayıp kurutmak toplayıcısı için tarifsiz bir lezzettir.  

Hem koleksiyon hem de antika

Antikacılığa ilgi duyan ve koleksiyon meraklısı olanlar için en uygun başlangıç noktası, para koleksiyonculuğu… Parçaların kolay bulunur olması ve ekonomik olarak daha ucuza mal olması gibi özellikleri, para koleksiyonculuğunu amatör koleksiyoncular için cazip kılıyor.
Hem koleksiyon hem de antika tutkunlarını tatmin edecek bir uğraş olan para koleksiyonculuğa, yeni başlayanlar için de çok zor olmadığı için, iyi bir giriş oluyor.

Gelenekten geleceğe

Dede yadigârı köstekli saatler, akşam yemeğinden sonra içilen nargileler, gramofonlar,  geçmişin tanıklarıdır. Bir döneme şahitlik yapmış antikalar, eskinin toz kokulu anılarıyla günümüze ışık tutarlar. Dilleri yoktur ama tarihi, yıllar öncesinin hatırlanası zamanlarını anlatırlar. Maddi değerlerinden çok, geçmişten günümüze taşıdıklarıyla önemlidirler.
El oyması bir çerçeve içindeki aynaya kim bilir kimlerin, kaç kişinin sırlarını verdiğini bir düşünün. Dokunsanız dağılıveren incecik, işlemeli mendillere ne demeli? Onlar da sevgili için işlenip aşkın şahidi oldular belki bir zamanlar. El oyması ceviz ağacı sandıklarda kim bilir kaç genç kız sakladı düşlerini. Geçmişin izini arkalarına kazınmış yazılarda taşıyan saatler, kim bilir ne acı ya da ne güzel anları hatırlattılar sahiplerine. Ya eski fotoğraflar. İçindeki insanlar. Şimdi, kenarları yıpranmış resimlerinden siyah beyaz gülümsüyorlar bize. Yüzlerinde yıllar öncesinden bir tebessüm. Bu antikalar koleksiyoncular için de maddesel bir obje olmaktan çıkmıştır artık. Onlar koleksiyoncuların elinde bir sevgili kadar özel, sevgili kadar değerliler. Onları değerli yapan da bu birikim, saklama, koruma altına almaktır.

Koleksiyon oluşturmak için en önemli aşama elbette ki toplama aşamasıdır. Kimi düğünlerde dağıtılan nikah şekerlerini biriktirerek başlar koleksiyonculuğa. Artık onlar için düğünlere gitmenin başka bir anlamı daha vardır. Koleksiyonuna bir parça daha eklemek. Gidilemeyen düğünler olursa da yakınlara tembih üzerine tembih etmektir nikâh şekeri getirmesi için. Nikah şekeri olur da düğün davetiyesi olmaz mı? Her biri birbirinden renkli, anlamlı bu davetiyeleri biriktirmek için tanıdık tanımadık herkesin düğün davetiyelerine ulaşmak; eşe dosta haber salmak koleksiyonculuk yapmanın bir heyecanıdır. Kendi birikimlerinin yanı sıra eşin, dostun da katkısıdır koleksiyonculuk.

“Küçük dünyam”

Kimi kapı kapı dolaşıp süslü peçete toplar peçete koleksiyonu için. 10 yaşında arkadaşlarından imrenerek peçete koleksiyonu yapmaya başladığını ifade eden Funda Şahin bu ilgisini arkadaşlarına borçlu olduğunu söylüyor. Peçetelerin renkli, birbirinden farklı onlarca deseni olduğu için tercih ettiğini belirten Şahin, “ 20 yaşındayım. Hala peçete koleksiyonum için parça topluyorum ama o küçük yaşımda mahallemizde kapı kapı dolaşıp süslü peçeteniz var mı teyze?  diye peçete istediğim günlerim hiç aklımdan çıkmıyor. Koleksiyonumu küçük yaşta ve bu güzel anılarla oluşturmaya başlamak şimdi onu daha da esrarengiz yapıyor” dedi.

 Her bir peçeteyi bulduğumda koleksiyonuma yeni bir parça eklemek beni ta o zaman da çok heyecanlandırıyordu şimdi de diyen Şahin konuşmalarına şöyle devam etti: “Can sıkıntısına ilaç gibi bir şey bu uğraş. Geçmişin tozlu sayfalarını aralamak. Her bir sayfada anıların yeniden gözünde canlanması. Tüm bu sıraladıklarımın hepsini işte sahip olduğum bu küçük dünyam sağlıyor”. Koleksiyonculuğu sadece basit bir biriktirme olarak nitelendirmemek gerektiğine de dikkatleri çeken Şahin, birikimin tekrarının, telafisinin olmadığını koleksiyonculuk için ince bir hassasiyetin olması gerektiğini vurguluyor.

Biriktirmek… Biriktirirken öğrenmek, hissetmek, heyecanlanmak.

Tamamlamak… Tamamlarken vazgeçmemek, ümitlenmek, arayış içerisinde olmak. İşte koleksiyonculuğu tanımlayan kavram karmaşası. Biriktirmekle başlayıp tamamlamakla devam ede gelen bu eseri noktalayan kavram ise yok. Çünkü sonu olmayan bir arayış ve tamamlayıştır koleksiyonculuk. Bir yerlerden yeni bir plak daha temin edebileceğinin düşüncesi, tavan arasında sıkışmış bir kartpostal bulmanın sevinci koleksiyonun devamının teminatıdır…

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 
 

 


Reklamlar

One thought on “Tutkulu ve vazgeçilemez bir hastalık: Koleksiyonculuk

  1. Zevkle okudum.Son derece duygulu ve samimi bir yazı olmuş.İçimden koleksiyon yapmak geldi.Neyi mi biriktireceğim?Para :))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s