HURAFELERİMİZ DE OLMASA!

Ayfer Mallı

Yaşamla iç içe geçmiş, vazgeçilmezliğe kilit vurmuş, tereddütsüz bağlandığımız, yaşayış, sezgi, anlayış ve bir çözümdür hurafelerimiz. Hayata dair geleneklerimizdir hurafeler. Ve hayata dair o kadar çok geleneğimiz vardır ki düşüncelerimizi, davranışlarımızı başkalaştıran. Bir kısmı kültür tarihinin güzel bir unsuru olsa da birçok gelenek sağlıklı yaşamamızı tehlikeye atıyor aslında. Yaşama farklı bir yön veriyor ve farklılaştırıyor hayatı. Sahi niçin bir başkadır hurafelerimiz? Yoksa bir deneyim, bir adanmışlık mı gizlidir vazgeçilmezliğinde?  Yokluk anında varlık olarak mı el uzatıyorlardı bizlere, yoksa hep mi vardılar?

Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür. El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir. Ya solaklar, onların uğursuzluğu solaklığından mıdır? Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur. Ya kızımızın dayısı yoksa?

Bebeğin göbeğini toprağa gömmemek. Sırtı sağlam olsun, ömrü uzun olsun diye sırtını un çuvalına dayamak ve saçını unlamak. Gözü tok olsun diye yarı kırkında yumurta ve soğan dağıtmak. Çocuğun ilk tırnağının baba tarafından kesilmesi. Bebeğe atleti ters giydirilirse nazar değmeyeceğini düşünmek, bebek beşiğini boşken sallamamak… Bunlar inanışların bir parçası sadece.  Alacakarganın ötmesi müjdeli bir haber geleceğine işaret sayılırken ona inat baykuş ötmesi kötü bir felaket işareti sayılır. Aşikâr bir mana vardır hâlbuki bu ötüşte. Ölümün habercisidir ötüş. Çünkü baykuşun öttüğü evden birisinin cenazesi çıkacaktır.

Sabah işe giden erkeğin önünden kadın geçerse işi rast gitmez. Misafirin ardından ev süpürmek iyi değildir. Kahve içen oğlan çocuğunun bıyıkları çıkmaz, köse kalır. Merdiven altından geçilmesi uğursuzluktur. Kulağın çınlaması hakkında dedikodu yapılıyor demek. Salı günü başlanan işler yarıda kalır. Gece tırnak kesmek ömrün kısalacağına delalettir. Her birinde mana, âlemine özgüdür.  Yüklenen anlamlarla çeşitlenir hayatlar. İşte, hepsinin ayrı anlamı ve denenmişliği olan hurafelerimiz.

Bir başka yaygın inanış ise sarı giydirilirse çocukların sarılık olmayacağı. Sarı giydirmekten medet umulduğu için bebekler doktora götürülmüyor veya geç götürülüyor. Geç kalınması çoğu zaman tedavisi imkânsız kalıcı hasarlara sebep oluyor. Bu da hurafelerin inanılmazlığını kayıplarla kanıtlıyor. Tüm bu deneyimler yanlış kabulün değişmesi gerektiğini söylüyor.

Hurafeler; elimiz, gözümüz, bakışımız, düşüncemiz ve ayrıcalığımız oluvermiş, sızıvermişler hayatımıza birer birer hissettirmeden varlıklarını. Çünkü bizim yaşamımızda alışkanlık, vazgeçilmezlik, adanmışlık oluvermişler onlar.

   Elimiz çünkü eller birbirine bağlanmaz, bağlanırsa kısmetin kesilir. Gözümüz çünkü gözün oynaması birisinin geleceğinin belirtisi. Düşüncemiz çünkü gece ev süpürülürse fakirlik gelir… Belki inanış, belki rahatlık belki de bir gelenek. Ya da sadece saplantı haline gelmiş galatlardır hurafeler hayatımızda. Yaşam, intiba, deneyim ve çaresizlik; belki de hurafelerimize kaynaklık eden ve onları bizden birileri yapan, unutulmaz değerler olarak kılan anahtarlardır. Ne olursa olsun yemeğin lezzeti, doktorun ilacı, hastalığın şifası, komşuluğun samimiyeti, sözün anlamı olmuşlar ya hayatımızda. Renkleriyle renklendirivermişler ya hayatımızı. Varsın olsunlar ve renkli kılsınlar siyahla beyazı karıştırıp grileştiremediğimiz hayatımızı…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s