Emek yolcusu gelmesin!

Bir taksi çağır, bin laf işit

Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi’nden adımınızı dışarı attığınızda önünüzde uzunca bir sıra olmuş bekleyen taksiler karşılar sizi. Yakın bir yere gideceğinizi öğrendiklerinde “Konya yoluna çık ben almam” diyecek kadar yaptığı işi unutan taksiciler, ısrar ettiğinizde ise “Taksimetre ne yazarsa iki katını alırım ama” derler.    Ankara’yı Bilkent, Eryaman, Ümitköy, Çayyolu, Oran’dan ibaret sanırlar. Onlara göre Emek’te yaşayanları taşımak külfettir. Eğer Ankara’da öğrenciyseniz, eviniz ve yurdunuz AŞTİ’ye yakınsa taksicilerle başınız dertte demektir.

Ayfer MALLI

 Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi’nde çalışan taksicilerin taksilerine bindiniz mi hiç? Ya da binecekken vazgeçirildiniz mi? Eğer Ankara da öğrenciyseniz ve eviniz ya da yurdunuz Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi (AŞTİ)’ne yakınsa AŞTİ’den o yakın evinize, yurdunuza gitmenin saatlerce süren yolculuğunuzun ardından daha zor olduğunu yaşayarak anlamışsınızdır. Ve taksilere binmekten vazgeçmişsinizdir. Saatlerce süren uzun ve yorucu yolculuktan sonra AŞTİ’ye vardığınızda biran önce eşyalarınızı da alıp, taksiye binmek ve evinize ulaşmayı hayal edersiniz. Artık sizin için dinlenme vakti gelmiştir çünkü. Hemen eşyalarınızı alıp doğruca taksilere yönelirsiniz. Ama olacaklardan habersizsinizdir. Çünkü taksiciler sizin Emek’e gideceğinizi duyduğunda size nasıl davranacaklar daha önce hiç denemediyseniz bilemezsiniz. İlk önce istiflerini hiç bozmsazlar, eşyaları taksiye kendiniz yerleştirirsiniz. Taksiye oturduğunuzda “Nereye gidiyoruz?” sorusuna “Emek Onuncu Cadde” dediğiniz an sizin yandığınız andır. Mimikler, ses tonu, direksiyon çevirme şekli bir anda değişiverir. Kısa mesafe için bindiğiniz için küfür etme ihtimalleri bile vardır. Hele Ankara’yı bilmediğinizi hissederlerse feci dolaştırırlar. O sizin bildiğiniz kısa yolu uzatır da uzatırlar. İçlerinde istisnaları mutlaka vardır ama denk gelme şansınız düşüktür. Yükünüz ağır değilse AŞTİ’den çıkıp Konya Yolu’ndan geçen bir taksiye binmek daha mantıklı olur duyduklarınızdan sonra.  

Bahane kısa mesafe

Boş olduğu halde kısa mesafe veya başka sebeplerle yolcu almayan, taksimetre açmayan ve öğrenci ile pazarlık yapan taksicilere, öğrenciler tarafından yoğun şikâyet var. Öğrenciler kısa mesafe için yolcu almayan, yasak tanımayan, kaba davranan taksicilerden dert yanıyorlar. Gideceğiniz yerin yakın olması durumunda sözlü o da olmazsa yüz mimikleriyle ya da aracı sert kullanarak tepki gösteren taksicilerden öğrenciler şikâyetçiler.

  “Bozuk para yok, bahşiş olsun”

Yakın mesafe sonrası yolcudan biraz daha fazla para almak için “Bozuk para yok, bu da bahşiş olsun diyen” taksi şoförlerin varlığını bilmek bile öğrenciyi tedirgin ediyor. Bir diğer ilginç ve korkunç konu ise fazla bagaj var diye fazla para isteme. Araca binmeye çalışan öğrencinin çantasına yardımcı olmadan arabanın içinde istifini bile bozmadan oturan taksi şoförleriyle karşı karşıya kalan öğrenciler bu duruma çok üzülüyorlar.

Öğrenciler tatil dönüşlerinde evlerine yurtlarına rahatça gidememenin zorluklarını Gazi Genç Haber’e anlattılar. Öğrenciler, taksicilerden çok şikâyetçiler çok… Ellerinde bir ton eşyaları ile yorgun olan öğrencileri hiçe sayıp, kısa mesafe diye yolcu almayan, üstelik yolcuları birbirlerine paslayıp, “Bak bu arkadaki götürür” deyip sonra da taksici hemşerisiyle kavgaya tutuşturan taksiciler öğrencileri yoruyorlar. Öğrenciye daha da işkence çektiren veya bunu yapmayıp insaflı taksici rolüyle müşteriyi arabasına alan fakat küçük bir Bahçeli turu yapıp ve taksimetreyi beş kat yazdıran taksiciler, öğrencilerin canını çok sıkıyor çok. Varılan noktada taksimetrede yazan paradan daha fazla para almaya çalışan taksicilerle karşılaşan öğrencilerin şaşkınlıkları bir kat daha artıyor.

Taksicilerinin bu tür davranışlarına en çok rastlayanlar ise evleri ve yurtları Emekte olan öğrenciler. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi Bölümü öğrencisi Gülşen Bayraktar, Nene Hatun Kız Öğrenci Yurdu’nda kalıyor. Bayraktar, “Allah o taksicileri bildiği gibi yapsın” sözleriyle başlıyor cümlelerine. Anlaşılan Bayraktar taksicilerden yana çok dertli. “Onların yapmaları gereken iş bu ama görünen o ki onlar bundan çok da memnun değiller” diyen Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

 “Bir ‘kısa mesafe’ kavramı tutturmuş gidiyorlar. Taksiciler, Abla kısa mesafeyse almayız ya da alsak da fazla para alırız der gibi hal ve hareketler sergiliyorlar ve öyle de yapıyorlar. Zorluklarını da biz çekiyoruz. Saatler süren yolculuğun yorgunluğunun ardından böyle anlayışsız taksi şoförleriyle karşılaşmak gerçekten çok sinirlendiriyor insanı.”

“Abla sabah sabah moralimi bozdun”

Çok sık karşılaştığı bu tepkilerden birini bizlerle paylaşan Bayraktar, şöyle anlattı:

“15 saatlik bir yoldan geliyorum ve valizlerimi kendim taşıyamıyorum. Bir taksiye ihtiyacım oluyor. Taksicinin yanına yaklaşıyorum ve Emek’e gideceğimi söylüyorum. Bana verdiği cevap şu oluyor: “Abla sabah sabah moralimi bozdun. Geç otur Allah aşkına”. Bu da yetmiyormuş gibi yol boyunca yakınıyorlar. Ben de onlara derdimi anlatmaya çalışıyorum. Yol yakın yürüyerek gidebilirim ancak valizlerim var, taşıyamam bunları. Sonuçta sizin işiniz bu. Bazınız Emek’e gider bazınız Sincan’a. Yapacak bir şey yok bu da sizin kısmetiniz diyorum.”

 

 “Fazla para vereyim demeye mecbur kalıyorum”

Taksicilerle anlaşma konusunda sıkıntılar yaşadığını belirten Bayraktar, artık derdini anlatmaktan yorulduğunu ifade ederek taksicilere, “Fazla para vereyim de beni yurda götür” demeye mecbur bırakıldığını söyledi. Bayraktar,  “Beni buna mecbur bırakıyorlar yoksa eşyalarımla AŞTİ’de kalakalıyorum öylece” diye konuştu.  Artık taksiye binmekten çekindiğini vurgulayan Bayraktar, “Taksicilerin laflarını duymamak için taksiye binmemeye özen gösteriyorum. Arkadaşlarımla haberleşiyorum onlar gelip beni eşyalarımla AŞTi’den alıyorlar” dedi.

“Uzun yol yorgunluğuna bedel”

Emek 8. Cadde’de oturan Gazi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Aysel Berna Çaça da taksicilerden nasibini alanlardan. Artık eve gidiş dönüşlerde aynı manzaralarla karşılaşmaktan yorulduğunu ifade eden Çaça, “Yeter ki taksicilerle tartışma içerisine girmeyim. Artık, eşyalarımı taşımanın bir hal çaresine bakıyorum” diye konuşarak taksicilere olan kızgınlığını dile getirdi. Taksicilerle kısa mesafe tartışmasına girmenin uzun yol yorgunluğuna bedel olduğunu söyleyen Çaça, bir anısını da şöyle anlattı:

“Memleketten dönüşümde eşyalarım fazla olduğu için taksiye bindim. Bu sefer kısa mesafe olduğu için laf işitmedim diye sevinirken taksiden indiğimde bana ödemem gereken çok fazla bir fiyat söyledi. Çok şaşırdım ama itiraz edemeden de taksicinin benden istediği parayı verdim. Çok sinirlenmiştim ama bir şey yapamadım. Eve geldiğimde arkadaşım neler olduğunu sordu. Ben de başımdan geçeni anlatınca çok şaşırdı çünkü kendisi de daha yeni dönmüştü memleketten ve benim taksiciye ödediğim paranın yarısını ödemişti. Arkadaşımın bana teselli vereceğini beklerken ondan fazla para ödediğimi duymak beni iyice sinirlendirdi. Ve o gün bugündür taksiye binmek için tereddüt eder oldum. Çünkü her an yine kandırılabilirim.”

“Bir değil birçok anım var”

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Gülfiye Adıbaş Emek 73. Sokak’ta oturuyor. Taksicilerden yana oldukça dertli olduğunu belirten Adıbaş, evden dönüşlerde AŞTİ’de bindiği taksiciler tarafından çok kızdırıldığını, kandırıldığını söylüyor. Adıbaş yaşadığınız bir anınız var mı sorusuna bir değil, birçok anım var şeklinde cevap verdi ve bir anısını şöyle anlattı:

“Bir dönem başıydı valizleri doldurmuştum kaç ay boyunca dönmeyecektim evime eksiksiz bütün eşyalarım olmalıydı yanımda. Uzun süren yolculuk bitmişti otobüs terminale girmişti. Yolculuğun bittiğine seviniyordum ama asıl işkencenin bundan sonra başladığını bilmiyordum. Eşyaları zor bela taksicilerin olduğu bölüme kadar taşıdım taksi kuyruğu inanılmaz vahşet gibiydi sabahın erken saatleri okulların açılmasıyla öğrenci akınına uğramıştı Ankara. Bekledim saatlerce ama bana hiç sıra gelmedi taksiciler “Abla nereye gideceksin?” diye soruyorlar ama ben “Emek 73. Sokak” cevabını alınca hiç umursamadan diğer yolculara yöneliyorlar mesafesi uzak olan taksiye atlayıp gidiyor ben öylece koca valizlerimle bekliyorum. Saatler geçiyor sonunda isyan ediyorum. Taksicilerden biri “Abla Emek çok yakın. Seni götürürüm ama fazla para alırım kısa mesafe bu kalabalıkta boşuna sefer yapmış olurum” demez mi. Bu sözler karşısında çıldırmamak mümkün değil ama mecbur kabulleniyorum biniyorum taksiye. İndiğimde sekiz liralık taksimetre tutarına 15 lira alıyor benden.”

“Anlamakta güçlük çekiyorum”

Ankara’ya geldiğinden beri ekmek parası kazanma konusunda sıkıntı çektiklerini söyleyen taksicilerle ilgili düşüncelerinin tamamen değiştiğini vurgulayan Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Melehat Sevilmiş, de Nene Hatun Kız Öğrenci Yurdu’nda kalıyor. Taksiciler, Sevilmiş’i çok kızdırmış olmalı ki onları hakkındaki görüşleri değişmiş. Kısa mesafeler için taksicilerin müşterileri götürmek istememelerini anlamakta güçlük çektiğini belirten Sevilmiş, “Kısa mesafedeki yurtlarda kalıyor olabiliriz, memleketlerimizden geldiğimizde getirdiğimiz eşyaları taşımakta güçlük çektiğimiz için taksileri kullanmak istiyoruz. Ama taksiciler konuşmalarıyla, hal ve hareketleriyle, fazla para almakla bu isteğimizin ve ihtiyacımızın önüne geçiyorlar” şeklinde konuştu.

“Bir daha da binmem”

Sevilmiş sözlerine şöyle devam etti:

“Bir değil iki değil, kim bilir kaçıncı AŞTİ taksicileriyle yaşadığım ve arkadaşlarımın yaşadığı olaylar sonucunda taksiciler bizlere bir daha da binmem dedirttiler. Taksicilerin bize vermiş oldukları tepkiler, bir dahaki memleket dönüşlerinde neyle karşı karşıya kalacağımızı bilmenin farkındalığıyla eşyalarımızı taşıma konusunda arkadaşlarımızdan yardım alma konusuna yönlendiriyor.”

“Yani çare, arkadaş taksi”

Taksicilerin bizlere sunduğu bu güzel hizmet sonucunda bizler de kendi başımızın çaresine bakma yolları buluyoruz diyen Sevilmiş, buldukları çarelerin en kötü yanlarından birinin de “Ankara’ya ilk gelen olmamak olduğunu gülümseyerek söylüyor.:) Sevilmiş, “Çünkü ilk gelen diğer arkadaşlarına yardım etmeyi vefa borcu olarak görüyor. Bir günde beş arkadaşımı AŞTİ’ye götürdüğümü biliyorum. Yani eve son gitmek ya da Ankara’da staja kalmak da taksi görevi görmeniz anlamı taşıyabiliyor. Bunun adına da ‘arkadaş taksi’ desek pek abartmamış oluruz” şeklinde konuştu.  

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s