PERŞEMBE KONUŞMALARI

Küçükken başladım bu işe. Büyüyünce esnaf babamın esnaf kızı olacaktım. Esnaf babamın esnaf kızları olmak da küçükken esnaflığa başlamayı gerektiriyordu.  Perşembe günü şirin memleketimim pazarı kurulur, tüm köyler toplanır gelir Şiran’a. Perşembe günleri babama yardım için koşardık dükkâna ablamla birlikte. Soba dükkânında büyükbabam, zücaciye dükkânında da babam dururdu Perşembe günleri. Biz de ablamla dükkânın kaldırımına babamın bin bir itina ile dizdiği çeşidin satışı yapardık. Ablam bidonların olduğu bölümde dururdu ben de komodin, ayakkabılık, kova, çöp kutusu, çamaşır sepeti, piknik sepeti, tabure, leğenlerin… olduğu yerde satış yapmayı tercih ederdim. Bidon satmayı sevmezdim o zamanlar çünkü teyzeler çok soru sorarlardı “Bu üç kilo üzüm alır mı?”, “Kızım bana beş kiloluk turşu bidonu ver”,  “Bu bidona 30 tane yumurta sığar mı?”… Benden beş kiloluk bidon isteyen amcama bidonu verince “Yok bu beş kilo almaz der geri verirdiJ Ben biliyordum o beş kilo alırdı ama müşteri her zaman haklıdır ya ses çıkarmazdımJ  Bidonların kilolarıyla uğraşmak çocuk Kübra’ya zor gelmişti o yüzden bu kutsal görevi ablası üstlenmişti J   Hey gidi günler gelen müşterileri çocuk sevimliliğiyle karşılardık “Buyurun amca, buyurun teyze yardımcı olalım size” derdik. Pek de severlerdi biziJ 

Babam her işinde titizdi. Tüm çeşidin üzerinde muhakkak etiket fiyatı vardır. Tabi malları yerleştirirken hepsine tek tek etiket yapıştırmak bize çok zor gelse de babamın bu titizliğine hayranım J Bazen malların üzerinde etiket fiyatı olmasına rağmen gelen müşteriler fiyatları bir de Polat ağabeylerinden duymak isterlerdi. “Polat Bey bana indirim yapar”, “Polat Abi bizi tanıyor siz tanımıyorsunuz” diye bidonu alan, leğeni alan içeriye giderdi. Biz de ablamla sinirlenirdik onlara küçüklük işte : “Biz de aynı fiyatı söylüyoruz hem de etiket fiyatı da yazılı neden bizden almıyorlar? İçerisi zaten kalabalık bizim amacımız içeriye müşteri göndermemek kalabalığı azaltmak niye böyle yapıyorlar” derdik  birbirimize ve kara kara düşünürdükJ Büyüyünce anladık ki müşteriler babama kendilerini tanıtıp,  indirip yapmak için içeriye akın ederlermiş J Büyüdük ve öğrendik J

Zamanla dükkân kadromuzu büyüyen Osman da eklendi. Osman’ın gelmesi ablam Tuba için kurtuluş oldu. O pek sıkıya gelemezJ Müşterinin  “onu ver, bunu getir, şunu beğenmedim diğerini ver” demesine hele düzelttiği rafları bozmalarına pek tahammül edemez. İyi ki büyüdün Osman! Yoksa Tuba bir çok müşteri kaybettirecekti bize J  Osman’ın dükkân kadrosuna eklenmesiyle görev yerlerimiz ve kadromuz da değişti. Tuba’yı emekli yaptık. Osman hem Tuba hem Kübra ablasını yerine bakmaya başladı. Ben de artık içerde babamın yanında yerimi aldım. Okul zamanı okulda, tatil zamanı da ihtiyaç halinde ama Perşembe günleri daimi dükkânda oldum olmaya da devam ediyorumJ Artık Osman kocaman oldu babam gibi titiz, itina ile çalışıyor. Ablasını aratmıyorJ Çok pratik aynı zamanda. Tek başına artık dükkânı çekip çevirebilir. Ama o esnaf babası gibi esnaf olmayacak. O ablasının isteği üzerine mimar olacaktı ki bölüm değişikliğiyle savcıda karar kıldık J Uzun bir özgeçmişten sonra biraz da muhabbet J Birkaç müşteri diyalogu sizler için:

“ Bu sofra ne kadar? Ney 22.50 mi? Çok fiyitli deysin sen ne yaptın?” Bu çok hoşuma gitmişti fiyatlı, pahalı kelimesini fiyitli diye seslendirmişti teyzemJ

“Adam çok pahalı kaç ordan”

“Aşşağısı kurtarmaz mı?”

“1 lira 1 lira da ey daha bu buçuk ne oluyor?”

 Buçuklu, 75’li, 25’li fiyatları duyunca kızım 2 milyonu anladık da bu 75 kuruşu ne oluyor demeleri çok hoş oluyor. En çok da bundan şikâyetçiler J Bu tatlı, sevecen, eğlenceli cevaplar dükkânda olduğum her zaman şahit olduğum konuşmalar.

Her ay dükkânımızı ziyaret eden bir teyzemiz var. Üzüm ve pötibör bisküviden başka bir şey yiyemez dişleri olmadığı için. Bir defasında elinde bastonuyla çıka geldi utana sıkıl. Tüm üzüm ve bisküvi stokları bitmiş. Aybaşına daha çok var. Üzüm ve bisküvi alacak ama yazdırmak istiyor bunu bir türlü söyleyemiyor. Onun bu masumiyeti karşısında nasıl dilli deftere(Büyükbabam veresiye defterine böyle der) yazmayalım dersiniz. Nasıl onu boş çevirelim. Babamdan gördüğümüz buydu bizim boş çevirmek olmazdı. Teyzem üzüm ve bisküvisini almanın verdiği mutlulukla dua ederek ayrıldı dükkândan. 

Kimi gelir bakar beğenmez, “onu da bakayım diğerini de göreyim” der, kimi sıkı bir pazarlık yapar, kimi alır alacağını söylenen fiyata hiç itiraz etmez öder parasını gider…

Perşembe gününde bütün köylerin toplanır sende Şiran’ım. Pazar alışverişini yapan doğruca Polat’ın dükkânına gelir. Araba saati gelinceye kadar poşetlerini, çuvallarını bir yerlere bırakırlar. Hangi esnaf hoşgörülüyse ona gidilir. İmdada Esnaf Polat yetişir. “Polat Abi peynirim burada kalsın dönüşte alacağım”. “Polat Bey eşyalarımızı buraya koyabilir miyiz?” “Araba saatine kadar birkaç parça eşya burada kalabilir mi acaba?” Tanıdık tanımadık herkse eşyasını getirir bir güzel yerleştirir.  “Kübra eşyalar sana emanet”. “Aman karışmasın bir başkasıyla kızım”. “Kızım bunlara mukayyit ol, göz kulak ol”. “Osman çantalarım karışırsa parasını senden alırım ona göre”J  Dışarıdan gelen mallarla dükkân ambar evini andırır. Ta ki evlere dönüş saati gelinceye kadarJ Bu kadar tolerans da bir esnaf da olması gereken en önemli vasıfmış bunu esnaf babamdan öğrendim. “Bizim malımız bir başkasıyla aman sakın ha karışmasın” diyen müşterilerimiz bazen de farkında olmadan yanlışlıkla bir diğer müşterinin eşyasını alıp götürebiliyorlar. Nasıl mı? Geçen hafta Perşembe günü sabah kahvaltısı için babam ve Osman melemen götürdüm.  Annem de o kadar bol yapmış ki yiyip bitiremediler büyükbabam tok olduğu için öğle yemeğinde yiyeceğini söyledi. Melemeni yedikten sonra kaldırdık poşete koyup.  Öğle saati geldi büyükbabam, “Getir bakalım melemenimizi yiyelim” dedi. Melemeni koyduğumuz yere baktım melemem tavası yok. Ara ara yokJ Büyükbabam da sofrasını hazırlamış Kübra melemeni getirecek onu yiyecek diye bekliyor J Şimdi ne desek büyükbabama “Melemen kayıp sizlere ömür”J  Bu acı haberi söyledim büyükbabama o da kaldığı yerden yemeğine devam etti. Bizim melemen tavası bir müşterinin eşyalarıyla gitti anlayacağınızJ Öğlenden sonra melemen geri geldi teyzem mahcup olmuş melemeni alıp götürdü diye hemen geri yollamış J Senden kıymetli mi teyzem yeseydin melemeni bi güzel J İşte böyle Perşembe günlerimiz böyle renkli geçiyor. Tüm yorgunluğu bu renki insanlar renki olaylar alıp götürüyorJ

Büyükbabamın babama öğrettiği,  Babanım her zaman söylediği “Müşteri her zaman haklıdır felsefesini bir kez daha yineleyerek dükkan konuşmalarıma burada son veriyorum J

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s