İki liraya emanet alınır

‘Emanet alınır’, ‘Bir liraya emanet alınır’, ‘Emanet: İki lira… Duyurularına okul kantinlerinin, kırtasiyelerin camlarında gözünüze ilişti mi hiç? Ya da bir büfenin önünden geçerken gördüğünüz bu yazı size neler düşündürdü? Bu duyuruların ÖSYM’nin getirdiği sınav yasaklarından sınava girecekleri kurtarış çaresi olduğunu biliyor muydunuz? Üzerinizde cep telefonu, kemer, yüzük, bozuk para…varsa sınava alınmıyorsunuz. Sınava girebilmeniz için tüm bu ziynetlerden arınmanız gerekiyor. Yanınızda emanetleri verecek anneniz, babanız yoksa üzülmeyin. Artık okul kantinlerindeki görevliler, kırtasiyeciler sınav bitene kadar sizin ‘emanetçiliğinizi’ yapıyor. Önceden bir ücret karşılığı yapılmayan ‘emanetçilik’ görevi artık bir iş kapısı oluyor.

ÜDS, ALES, KPSS, KPDS, TUS, LYS, DGS… hangi sınav olursa olsun hepsinde geçerli olan olmazsa olmaz yasaklar var. Gerçekten de onlar olmazsa olmuyor ama herkes bir çözüm çaresine bakarak olmazları olduruyor. Yasaklar bu kadar fazla olmadan önce cep telefonun cebinde sınava girebiliyordun ama telefonun kapalı olmak zorundaydı. Sınavdan çıktığında babanı arıyordun o gelip seni alıyordu evine rahatça ulaşıyordun. Şimdi sınava yanına hiçbir şey almadan gitmeyi öğrendi insanlar. Çantasız evden dışarıya çıkamayan bayanları ‘hangi kudret’ çantasız sınava gitmeyi başardı? Elbette ki, ÖSYM.  Arabayla sınava gitmemek gerektiğini, giderseniz de yanınızda muhakkak bir eş bir dost almanız gerektiğini yasaklarla öğrendiniz. Yanınızda gelecek bir kişi yoksa veya il dışından geliyorsanız sınava, işte o zaman imdadınıza ‘emanetçiler’ yetişiyor. Okul bahçesine kurulmuş kantinciler sizi içinde bulunduğunuz bu sıkıntıdan, ‘ne yapacağım ben şimdi?’telaşlarından kurtarıyorlar. Cankurtaran gibi imdadınıza yetişiyorlar. Ne yapacağınızı bilemez bir durumdayken onların emanetçilik görevi sizi sevindiriyor, teşekkür üstüne teşekkür ediyorsunuz ve sınava girebilme hakkı kazandığınız için şükrederek doğruca güvenlikten sorunsuzca geçip sınav salonunuzun yolunu tutuyorsunuz.

Yeni bir iş kapısı mı doğuyor?

Sınav günü okul bahçesinde sınava gireceklere su, çay, poça, bisküvi, tost, şeker satan kantinciler sınava girecekleri mağdur etmemek için kendilerine emanet edilen saatleri, cüzdanları, gözlükleri bir ücret almadan sınav bitene kadar bir kenara koyup muhafaza ediyorlardı. Sınavı biten geliyor gözlüğünü tanıyor alıp gidiyor, cüzdanını buluyor teşekkür ederek okul bahçesinden ayrılıyordu. Ta ki akıllarına ‘emanetçilik’ yapmak karşılığında para almak fikri gelene kadar. Artık sınav günü okul bahçelerinde yerlerini alan kantinlerin tezgahlarının önünde, kantinini bahçeye taşımayan kantinlerin ise bulundukları mekanda camlarında bulunan tost iki lira, kalem bulunur, fotokopi çekilir yazılarına bir yenisi daha eklendi. ‘İki liraya emanet alınır’. Bu duyuruyu okuyunca yurdum insanı diyorsunuz içinizden ama başka çare yok, arabanızın anahtarını nereye bırakabilirsiniz ki? El mahkum ayaklarınız sizi emanet yazısının yapıştırıldığı kantine doğru götürür. Paranızı verir, emanetinizi teslim edersiniz, sınav sonrasında sağ salim almak için. Tabi üzerinizde bozuk parayla da sınava girmeyeceğiniz için emanet işini üstlenenler, verdiğiniz emanet parasının üzerini de sınavdan sonra alacağınızı söylerler. Sınav yasakları o kadar iyi işler ki herkes tarafından ne yapmanız gerektiği ilan edilir olmuştur artık. Duyuru karşısında şaşkın, emanetçi bulduğunuz için mutlu, elleriniz cebinizde sınav kuyruğuna karışırsınız. Bu yasaklardan dolayı ÖSYM’ye kızgınlık borçlu olduğunuzu, emanetçiye de teşekkür borcunuzu paranızla ödediğinizi düşünerek okulun merdivenlerinden birer birer çıkarsınız. Emanete kantincinin gözü gibi bakacağını düşünürsünüz, çünkü paranızı da ödemişsinizdir. ‘Ya emanetim karışırsa’ diye bir korkunuz da yoktur, çünkü her şey o kadar profesyonel düzenle işler ki, size emanet numarası bile verilir içiniz rahat olsun, bir karışıklık olmasın diye. Belki ilerleyen dönemlerde numaratörler bile konulur diye komik ama olabilir hayallere de dalarsınız sınav saati gelene kadar. Ve artık sınav başlamıştır. İçiniz rahat, soruları okumaya başlamışsınızdır yasakları ve onlara sunulan çözümleri bir kenara bırakarak.

Okul kantinlerinden sonraki durak ise kırtasiyeler

Emanetçilik görevi o kadar yaygın bir hal almış ki artık okul bahçelerinin dışına, iki sokak ötedeki kırtasiyeye, hemen okulun karşısındaki kırtasiyeye de emanet bırakmak için uğrayabiliyorsunuz. Nerden mi anlıyorsunuz bu yerlerin de emanet aldığını? Tabi ki özenle camlarına astıkları beyaz A4 kâğıdı üzerine iri puntolarla yazılan ‘bir liraya emanet alınır’ yazısından.

Yanınızda emanetçi getirmeye son!

Kırtasiyeler, kantinler artık yanınızda emanetçi getirme devrini sona erdirdiler. Annenizin, babanızın, arkadaşınızın yerini aldılar, onların görevini üstlendiler. Eşyalarınızı bırakmak için  birilerini aramıyorsunuz, onlar duyurularıyla sizi buluyorlar. Kantin, kırtasiye arasında rekabet başlıyor. Kantinde emanet almak için iki lira fiyat biçilirken kırtasiye rekabeti artırıp daha çok müşteri kazanmak için iki lirayı bir liraya düşürüyor. Aslında sizin de seçeneğiz çoğalıyor. Hangi fiyat size cazip geliyorsa orayı tercih ediyorsunuz. Pazarlık yapma imkânınız da doğuyor. “Karşı kırtasiye bir liraya alıyor bir daha oraya gitmeyim siz de bir lira alın” diyerek kantinciyi ikna etme şansınız da doğuyor.

Kırtasiyede valizlerden adım atacak yer kalmıyor

Yolumuz Bahçelievler’e düşüyor. Bahçeli evler yedinci caddeye çıkmak için her zaman çıktığımız merdivenleri nefes nefese çıkıp bitiriyoruz. Etrafımıza bakarak ilerlerken gözümüz Cumhuriyet Kırtasiye’nin camında yazılı olan duyuruya kayıyor. ‘Emanet alınır, bir lira’. Bu duyurunun bir sınav için asıldığını anlıyoruz. Hafta sonu TUS vardı bu ilan onun için diye düşünerek Cumhuriyet Kırtasiye’nin kapısını aralıyoruz. Güler yüzüyle karşılıyor bizi adını konuşmalarımızı, sorularımızı bitirdikten sonra öğrendiğimiz Zeki Amca. Hemen duyuruyu soruyoruz o da başlıyor anlatmaya:

“Önceden bize eşyalarını getirip teslim edenlerden emanet parası almıyorduk. Gelenleri mağdur durumda bırakmamak için eşyalarını alıyorduk. Ama TUS gibi il dışından gelmeyi gerektiren sınavlarda bizim için eşyaları almak külfet oluyor. Kırtasiye de valizlerden adım atacak yer kalmıyor. Valizini alan geliyor biz de bunun önüne geçebilmek için bir lira da olsa emanet parası almaya karar verdik diyor güler yüzlülüğüne bir de tatlı dilini ekleyerek.

Gelenleri geri çeviremiyor

Kendilerinin eşyaları emanetçi olarak aldıklarından haberi olmayan kişilerin hala akrabalarıyla sınava geldiklerini dile getiren Zeki Amca, “Bazen de sınava girecekler çıktı almak için kırtasiyeye geliyorlar eşyaları bir lira karşılığında aldığımızı öğrenince seviniyorlar ve eşyalarını teslim edip parayı verip gidiyorlar” diyor.  Gelen insanları da geri çeviremediğini ellerini çaresizce yanına indirerek dile getiriyor Zeki Amca.

‘Bir sınav saati boyunca kaç emanet, alıyorsunuz, ne kadar kazanıyorsunuz? Sorusuna ise Zeki amca, “Şimdiye kazandığımız para on beş lirayı geçmedi” diye konuştu.

ÖSYM’nin yasağına emanetçilikle kucak açan Zeki Amca’ya bir de ‘Yasaklar sizin için bir iş olanağı oldu mu?’ diye soruyoruz. Zeki Amca gülümseyerek devam ediyor sözlerine:

“ Buradan bir lira kazanıyoruz gibi görünüyor ama sınavlarda dağıtılan kalemler, silgiler, kalem açacakları kaybettiklerimiz oldu. Sınav zamanı kalem almaya, silgi almaya gelen müşterilerimiz yok artık. Onlara sadece su satabiliyoruz. İyi ki de su, ÖSYM’nin yasakları arasından çıktı.”

Zeki Amca’da bir lira kantinde iki

Bahçelievler Cumhuriyet Anadolu Öğretmen Lisesi’nin kantininde emanet için iki lira alındığını söylüyor Zeki Amca. “Biz de bir lira okul kantinin de iki lira. Ama orası okulun içinde olduğu için daha çok biliniyor ve daha çok tercih ediliyor” diyerek ÖSYM’nin yasaklarının kırtasiyeciliği bitirdiğini de vurguladı Zeki Amca.

 

 

Reklamlar

2 thoughts on “İki liraya emanet alınır

  1. Çok güzel bir konuyu seçmişsin yazdıkların ve röportaj tarzı anlattığın işe ne kadar önem verdiğini gösteriyor ondan önce ise konuyu acıklaman cok güzel olmuş direk konuya dalmamışsın

    Tek eksik yön diyebileceğim sen daha nazik ifadeyle “yeni bir iş kapısımı” demişsin ama buradaki fırsatcılığı ve en önemlisi ösym’nin kendi kendine olusturduğu “sözde” tehlikeleri engellemeye yönelik saçma sapan “önlemler” kısmına biraz vurgu yapmaman hadi ikincisi neyse ama fırsatcılık kısmını daha sert bir şekilde vurgulamalıydın 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s