Avanos, Nevşehir ve Ürgüp arasında bir rüya: Kapadokya

Düşler ülkesi Kapadokya

Zamana direnen şehir Kapadokya

Adı ‘Güzel Atlar Ülkesi’ anlamına gelen Kapadokya, gerçeküstü bir şiire benzeyen yeryüzü parçası. Kapadokya, geniş bir alana yayılmış bir mozaiği andırıyor. Bu mozaiğin parçaları arasında manastırlarla dolu Ihlara Vadisi, içine girdiğinizde ürpermekten kendinizi alamayacağınız Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltı kentleri, şaraplarıyla ünlü Ürgüp, Nevşehir’e sekiz kilometre uzaklıktaki Uçhisar, yeraltındaki doğal soğuk hava depolarında narenciyelerin saklandığı Ortahisar ve gruplar halinde zamana direnen peribacalarının toplandığı Zelve Vadisi, oraya gidenlere görkemli bir sahneyi yaşatıyorlar.


Kapadokya’da sabah erken oluyor. 6.30 da tuf-puf sesleriyle uyanıyorsunuz güne. Sabah 6.30’da balon turlarıyla başlıyor Kapadokya’da hayat. Kafanızı kaldırıp gökyüzüne baktığınızda onlarca balonun havalandığını görüyorsunuz. Evet, balon turları gün doğarken başlıyor Kapadokya’da. Üzerinden balonların geçtiği şehir bir kere gitmekle doyamamacığınız şehir oluyor. Yüzlerce yıl önce yaşamış insanların yarattığı uygarlık, Hıristiyanlığın ilk yıllarına uzanan mistik bir atmosfer, baskılara karşı inancın direnci ve olağanüstü bir doğa Kapadokya. Kimine göre, ‘anlaşılmaz oyuncaklarla dolu bir yayla’ kiminin ise hayallerinin kenti Kapadokya. Su ve rüzgârın buluşmasını meyvesidir Kapadokya. Kapadokya, gerçekte yanardağların yeryüzüne armağanıdır.

Kapadokya’da zaman geçmişle bugün arasında gidip geliyor.  Gün doğmadan önce, peribacalarının siluetleri alacakaranlığın içinde beliriyor birer birer.  Derken ışık yükselir ve doğa büyüleyici bir coğrafya ve jeoloji dersi vermeye başlar Kilden yapılmış testilerin, nazar boncuklarının, otantik giysilerin satıldığı dükkânların kepenkleri bir bir açılır. Kahvaltı veren lokantalar ise tüm hazırlıklarını tamamlamış müşterilerini beklemeye koyulurlar buharı tüten çaydanlıklarından çıkan sesin eşliğinde.

Kapadokya; Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölgeye Persler’in verdiği ad. Persler Katpatukya olarak adlandırmışlar bu bölgeyi. ‘Güzel Atlar Ülkesi’ anlamına geliyor. İki yanardağ arasında kalmış bir düzlükte doğanın akıl almaz güzellikteki taşlarının görsel şölenini andıran Kapadokya, doğası ve doğal güzellikleri ile insanı büyülen bir mekân.
Milyonlarca yıl önce aktif birer yanardağ olan Erciyes ve Hasan Dağı’nın püskürttüğü lavların kilometrelerce öteye yayılıp soğumasıyla bu tüflerin rüzgâr, yağmur ve sellerin etkisiyle aşınması taştan şapkalarını başında taşıyan peribacalarını oluşturmuştur. Kolay kazınan tüf yüzeylerini oyan insanoğlu, kendisine evler, kiliseler ve yeraltı kentleri yaparken coğrafyayı tarihle buluşturmuştur.

 Nevşehir

Eski çağlarda Nyssa ve Soandos olarak anılan kent merkezine Türkler Muşkara diyorlardı. Buralı olan Lale Devri’nin ünlü sadrazamı Damat İbrahim Paşa nüfusu artırmak için Sarılar Türkmen oymağını yerleştirdi, nüfusu artıp büyüyen bu yeni kente, ‘Yeni Şehir’ anlamına Nevşehir denildi.

Kentin sırtını yasladığı tepedeki  kale 12. yy. Selçuklu yapısıdır. Şehrin ortalarındaki Damat İbrahim Paşa Külliyesi 1718-1726 yılları arasında yapılmıştır. Kentle birleşmiş sayabilecek Nar Kasabası, Kapadokya’nın olağanüstü doğası ile ilk yakın tanışmamızı sağlıyor.

Ihlara Vadisi

Geçmiş yaşamlarda birçok yerleşimciyi ağırlamış Ihlara Vadisi. Kaya içine oyulmuş yerleşim yerleri, kiliseler ve mezarlar karşılıyor Ihlara Vadisi’nde sizi. Melendiz Çayı’nın ikiye böldüğü Ihlara Vadisi’nde çay kenarında yürümek, buz gibi suya elini sokmak, sonbaharın hüznünü vadinin içinde hissetmek için 200 basamak inmeniz gerekiyor. Manzara sizi büyülüyor basamakları sihirli bir dokunuşla inmiş gibi oluyorsunuz. Ağaçların altında yürüyerek ilk Hıristiyanlık dönemine ait kaya kiliselere varıyorsunuz. Ağaçaltı, Sümbüllü, Yılanlı, Kokar Kiliseleri Ihlara Vadisi’nde sizi misafir olarak ağırlıyorlar.

Göreme Açık Hava Müzesi

Göreme peribacalarının içinde yerleşimin sürdüğü 2000 nüfuslu bir kasaba. Birçok kiliseden, evlerden, mutfaklardan, yemek odalarından oluşan kayalara oyulmuş yaşam merkeziymiş yıllar öncesinde Göreme Açık Hava Müzesi. Müzede 400’ün üzerinde kilise olduğu söyleniyor. Gezilecek yerler arasında; Rahibeler Manastırı, Çarıklı Kilise, Azize Katherine Şapeli, Karanlık Kilise, Kiler/Mutfak/Yemekhane, Yılanlı Kilise, Aziz Barbara Şapeli, Elmalı Kilise, Aziz Basil Şapeli yer alıyor. Müze alanındaki manastırlarda 7. yy’dan 12. yy’a kadar kilise mimarisini izlemek mümkün.  Düz tavanlı, beşik tonozlu, tek veya üç apsisli, merkezi haç planlı mimariye göre yapılmış kiliselerin fresklerinde de ikonalaşma çağı ve yerel üslupları yansıtan resimleri izleyebiliyoruz. Birçoğu harap durumda, freskleri yok edilmiş olarak günümüze ulaşabilmiş. Ayrıca,  Göreme Açık Hava Müzesi, Unesco Dünya Kültür Miras Listesi’nde yer alan bir varlığımız. Göreme vadisi kaya oyma kiliselerinin yanında doğal görünümüyle de etkileyici bir manzara sunuyor.

Avanos

Kızılırmak nehrinin kenarına kurulmuş çömlek yapımı ile ün salmış bir kasaba Avanos. Nehrin üzerinden geçen köprünün üzerinden geçerken Avanos’un Kızılırmak’taki yansımasını görüyorsunuz. Kırmızı renkte akan Kızılırmak’ı seyre dalıyorsunuz. Etrafta birçok çömlek imalathanesi ile karşılaşıyorsunuz. İmalathanenin kapısını aralıyorsunuz ve bir çömlek yapmak için ellerinize çamuru alıyor, başlıyorsunuz sanatın ruhunda kaybolmaya. Hemen bir diğer kapıya yöneliyorsunuz ve orada da usta ellerden çıkan seramikleri hayranlıkla inceliyorsunuz. Birkaç parçada hediyelik seramik alarak Avanos’u hatırlarda kalıcı yapıyorsunuz.

Uçhisar

Kent merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Uçhisar, Ortahisar’la birlikte bölgenin doğal kalesi görünümünde, adı da bu benzetmeden geliyor. Merkezde bölgenin en yüksek kayasının Uçhisar Kale’si üzerine çıkıldığında bir tarafta çok geniş bir vadi ayaklarınızın altında kalırken, karşıda Erciyes Dağı size heybetiyle el sallar. Önceden kaya oyma evlerle dolu Uçhisar, sonradan yerleşime kapatılmış.

Derinkuyu ve Kaymaklı’da kat kat indikçe şaşırtan, yer yer daracık yollarından geçilirken eğilip bükülen yeraltı şehirleri bulunuyor.

Balon turları

 Kapadokya’nın en ilgi çekici aktivasyonlarından biridir. Başınızı gökyüzüne kaldırdığınızda uçuşan balonları görürsünüz siz balondakilere el sallarken onlar, coğrafyayı tepeden izlemenin zevkine varırlar. 1997 yılında Dünya Hava Olimpiyatları’nın Sıcak Balon Yarışmaları da burada yapılmıştır. Balonun içinde olmak muhteşem manzarayı bir de gökyüzünden seyretmek istiyorsunuz. Dünyada sadece üç ülkede olan balon turları tahmin edilebileceği gibi oldukça pahalı. Hayaller ülkesini balonla gezmenin bedeli de hayal oluyor.

Reklamlar

2 thoughts on “Avanos, Nevşehir ve Ürgüp arasında bir rüya: Kapadokya

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s