SON DAKİKA

Habere son noktayı koymuş Aile Bakanlığı’na gitmek için bilgisayarı kapatırken Gülsün’den gelen telefonla elimdeki işi yarım bıraktım.

Telefonu açtım, Gülsün, ‘Kübra ABD Büyükelçiliği’nde patlama var. Bedirhan’a haber ver çabuk gelsin’ dedi. Şaşkındım ne patlaması, neden,  nasıl olur diye soramadan ‘tamam’ deyip telefonu kapattım.

Nutkum tutulmuştu. Sadece denileni yapma gayretine düşmüştüm. Olayı idrak edemiyor, ABD Büyükelçiliği’nin Milliyet’in başucunda olduğunu bile aklıma getiremiyordum. Bu yüzden Gülsün’e ‘sen, oradakiler iyi mi?’ diye sormamıştım bile. Hemen Bedirhan’ı arayıp ‘ABD Büyükelçiliği’nde patlama varmış. Gülsün haber verdi’ diyerek telefonu kapattım. O da şaşırmış olacak ki hiçbir şey sormadı.

Yerimden kalktım. Haber Müdürümüz Kazım Bey odasındaydı. Yanında emniyet muhabirimiz Tahir abi vardı. Doğruca oraya yöneldim. Öyle ya haberi hemen söylemeliydim. ABD Büyükelçiliği’ne en yakın gazetelerden biri olan Milliyet’ten arayıp patlama var denilmişti. Yanlış olmazdı.

Açık olan televizyonlarda son dakika geçiyor:  ‘ABD Büyükelçiliği’nde patlama’

Sonra ‘eyvah Gülsün!’diyerek telefona sarılıyorum, ABD Büyükelçiliği’nin Milliyet binasının hemen yakınında olduğunu hatırlayarak.

Gülsün ağlıyor.

Kübra ‘Burada kopmuş kafa var, insan etleri etrafa saçılmış’ diye feryat ediyor.

‘Parçalanmış insan etleri’ diyor Gülsün. Aklıma hiç ‘canlı bomba’ olacağı ihtimali gelmiyor.

Haber merkezinde bir telaş.

Tahir abi  ABD büyükelçiliğine, sağlık muhabirimiz Elif Özlem olay yerine 50 metre uzaklıktaki Güven Hastanesi’ne gidiyor.

Ben de gitmeliyim. Duramam, soğukkanlılıkla bekleyemem.

Önce Güven Hastanesi’ne sonra ABD Büyükelçiliği’ne varıyoruz Elif’le.

Herkes orada. Temsilcisi, haber müdürü, muhabiri, kameramanı. Bir kurumdan bir değil birçok muhabir olay yerine akın etmişti.

Canlı bomba olduğu kesinleşmişti. 1 güvenlik görevlisinin öldüğü, iki de yaralının varlığından söz ediliyordu.

Yaralılardan birinin yakın zamanda NTV’den ayrılan bir muhabir olduğunu söyleniyor. İsim vermiyorlar.

Büyükelçiliğin önü kalabalık. Ama bir o kadar da suskun.

Bir telefon geliyor. Ve doğruca Numune Hastanesi’ne gidiyoruz.

Didem Tuncay Numune Hastanesi’nde.

İlk kez karşılaştığımız haberde naifliği ve hanımefendiliği ile dikkatimi çekmişti.

‘Tanır’ olmanın verdiği o üzüntüyü en içten hissediyordum Numune Hastanesi Yöneticisi Prof. Dr. Nurullah Zengin, “Muhabir arkadaşımız yüzün sağ tarafında travma ile hastanemize kaldırıldı” derken…

Açıklamalar, ziyaretler, gözü yaşı aileler, arkadaşlar…

Umutlu bekleyişler.

Saat ilerliyor, hastaneden ayrılıyoruz.

Ama

Aklım Didem’de aklım ABD Büyükelçiliği önünde, aklım eş, evlat nedir bilmeyen ‘korkusuz korkak’ tarafından canımız yanarak öldürülen güvenlik görevlisinin evinde…

Aklımda akıl almaz sorular.

Cevap bulacağım meçhul.

Aklımda ‘Son Dakika’.

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s